Nihat Öztürk – Muğlak Tanımlar

0
122
nihat öztürk, giresun, tirebolu, yukarı boğalı köyü
nihat öztürk, giresun, tirebolu, yukarı boğalı köyü

Türkiye ne çektiyse bu muğlak tanımlardan çekti. Daha da çekeceğe benziyor.

Meramımızı adam gibi anlatamıyor muyuz?

Öyle bir şey yazıyoruz ki herkes farklı bir şey anlıyor. Öyle bir tanımlama yapıyoruz ki herkes değişik bir anlam çıkartıyor. Hem de birbiriyle ilgisiz anlamlar!

Akla kara kadar birbirine zıt anlamlar!

Son çıkan Kanun Hükmünde Kararnamede olduğu gibi…

Hükümet farklı yorumluyor muhalefet farklı.

Eski Cumhurbaşkanı Gül bile muğlak buldu bu tanımı. Evet, gerçekten muğlak bir tanım. Bunu daha net ifade etmek varken neden böyle yaparlar ki? Yazılan metin gerçekten farklı yorumlara neden olacak kadar karışık ve çapraşık.

Karışık ve çapraşıkı Türk Dil Kurumu’nun muğlak kelimesine verdiği anlam olduğu için bilerek kullandık. TDK muğlak kelimesini; anlaşılması güç, anlaşılamaz, karışık ve çapraşık olarak tanımlıyor zira.

Nedir bu muğlak olduğu için tartışılan kavramlar derseniz hemen yazalım: Darbe teşebbüsü ve terör eylemleriyle bunların devamı niteliğindeki eylemler…

Bu tanımlar gerçekten de belirsiz kavramlar değil mi?

Kime göre darbe, neye göre terör olayları ve yine kime göre hangi olaylar bunların devamı niteliğinde… Türkiye bu kavramlara netlik kazandıramadığı için KHK’nın da neyi kapsadığı konusundan çok emin değil.

Somut örnekler verelim: Mesela bugün terör örgütü diye tanımlanan FETÖ belli bir tarihten sonra bu sıfatla anılmaya başladı. O tarihten önce bu örgütle ilişkisi olan siyasiler için hiçbir işlem yapılmıyor.

O tarihten önce örgüt lideriyle çektirilen fotoğraflar ve ziyaretler terör örgütü lideriyle çekilmiş sayılmıyor. Siyasi iktidar o tarihten sonra örgütle ilişkilerini kesmeyenleri kadrolarından çıkardığını açıklıyor. Bu muğlak bir yaklaşım değil mi?

Mesela Ergenekon diye bir terör örgütü icat edildi bir dönem… Hepimiz hatırlıyoruz. Özelikle hükümet yanlıları nasıl da ağızlarını gere gere Ergenekon Terör Örgütü diyorlardı… Ceza evleri dolup taşmıştı, en üst düzey askeri yetkililer bu örgütün üyesi olmakla suçlanmışlar ve yıllarca ceza evinde yatmışlardı.

Ne oldu sonra? Bütün bunların kumpas olduğu ortaya çıktı.

Şimdi söyler misiniz, kime göre terör örgütüydü Ergenekon?

Kime göre Ergenekon darbeye teşebbüs etmişti? İşte muğlak bir tanım.

Mesela Gezi olayları kimine göre sosyal bir vakadır kimine göre de darbe teşebbüsü.

Gezi olaylarını darbe teşebbüsü olarak tanımlayanlar darbeyi önlemek için bu kararnameye dayanarak sivilleri bunların üzerine salarsa ortaya çıkan manzarayı nasıl tanımlayacağız… Darbeyi önlemek için yaptılar ve suçsuzdurlar mı diyeceğiz?

Ya da insanlar sıradan bir protestoyu darbe girişimi diye algılayarak önlemeye kalkarlarsa ne olacak? Ya da yönetim herhangi bir demokratik kitlesel hareketi darbe olarak tanımlayarak halktan bunu önlemesini isterse sonuç ne olacak?

Darbeyi önlüyorum efendim deyip kurtulacak mı?

Muğlaklık burada işte… Hükümet yanlıları bu maddenin 15 Temmuz darbe girişimini kapsadığını savunuyor. Hayır, ya hatalı bir yazım var ya da geleceğe dönük bir beklenti.

Biraz Türkçe bilen birisi bunun sadece 15 Temmuz’u kapsamadığını anlayacaktır.

Tanımlar ve ifadeler gerçekten de çok muğlak… İsteyen istediği gibi yorumlar. Bu maddeye güvenerek olaylara müdahale edenlere bile hâkim olayın darbe girişimi ve terör olayı olmadığı yorumuyla ceza verebilir.

Siyasi yorumları bir yana koyarak o metni bir daha okuyalım ve gerçekten anlamın ne kadar yoruma açık olduğunu ve ülkenin başına büyük sıkıntılar açacağını görmeye çalışalım.

Maksat bu muğlaklıktan bir kazanım elde etmekse o başka!