Kar Tatili

Murat Öztürk - Kar Tatili

0
133
misafir kalemler, misafir kalem
misafir kalemler, misafir kalem

Bugünler ne kadar sık duyduk “ilimizde etkili olan kar yağışı nedeniyle okullar bir gün tatil edilmiştir” haberini.

            Evet, kış aylarındayız normal bir durum, özellikle de büyük şehirler için.

            Büyük şehirlerde kar az da yağmış olsa tatil oluyor. Ama eskiden köyümüzde kış aylarında tatil oluyor muydu acaba?

Biraz araştırdım, büyüklerimle konuştum ve hepsini derleyip bir yazıda merak edenlerle paylaşmak istedim.

Hemen karlı anlara gitmeden önce kış için yapılan hazırlıklara yer vermek istiyorum öncelikle.

Sobayla ısıtılan okulda en büyük sorun yakacak odun bulmak.

Büyüklerimiz şöyle anlatıyor: Okul açıldığı zamandan itibaren yakacak hazırlıklarına başlanırmış. Öğrenciler odunları kendileri getiriyormuş; her gün bir tane ya da aile büyükleri sırtında veya hayvanlarla getiriyorlarmış. Tek çocuğu olan 250 tane odun getiriyormuş. Erkek çocuklar bunları ders aralarında hızarla kesiyor kız çocuklar ise bunları taşıyıp odunluğa diziyorlarmış. İlerleyen zamanlarda aileler okula ağaç vermişler, bunlar kesilip odun edilmeye başlanmış.

Anlatırken tane olarak bahsettiğimiz odun “yarmança” denilen ağacın dörde bölünmüş uzun hali. Yani herkes bir yarmança götürüyormuş.

Sobayı yakma işi ise yangın kolu başkanınmış ve bu başkan 5. sınıflardan seçilirmiş.

Sabah kalktınız, her yer bembeyaz karla örtülü. Araba yolu zaten yok, ulaşım patikalardan sağlanıyor. Fındık dalları karın ağırlığıyla yollara yatmış. Yolda hem adam boyu kar hem de yükünden yatmış fındık dalları.

Okul tatil mi?

Tabi ki hayır, eğitime devam!

Peki, okula nasıl gidilecek?

Eğer kar çok yağmamışsa çocuklar kendileri gidermiş. Çoksa aile büyükleri önden gidip karı yarıp yol yaparlarmış, bir yandan da yola yatan fındık dallarındaki karları döküp yolu açmaya çalışırlarmış. Arkalarından da çocuklar okula yetişmeye çalışırlarmış.

Yakın yerden gelenler için o kadar zor değil ama bir de Altıparmak mahallesinden, Daşdibek’ten, Alçak Granı’ndan gelenleri düşünmek lazım. Altıparmak mahallesinden gelenleri sabah aile büyükleri getirirmiş dönüşte ise sabahki izler duruyorsa o yolda geri giderlermiş, izler silinmişse kendileri iz yaparlarmış, almaya gelen olmazmış.

Ne kadar büyükler iz yapmış olsa da patikadan geldiğin için ıslanmak kaçınılmaz, okula gelince ilk iş sobanın başında üşüyen elleri ısıtmak ve üstünü biraz olsun kurutmak olurmuş.

Dışarıda ne kadar kar olursa olsun çocukların teneffüste yaptığı ortak şey kartopu oynamak.

Teneffüs bitince herkes ıslak, üşümüş. Önce sobanın başına toplanırmış yine herkes. Üşüyen ellerini ısıtmak üstünü kurutmak için. Ders ise karıncalanan parmaklar, pantolonlardan çıkan buharlar eşliğinde devam edermiş ama herkes mutluymuş halinden.

Ben okula başlamadan birkaç sene önce köy okulu kapandığı için bunları yaşayamadım. Ama şunun farkındayım ki o zamanın şartları daha zormuş ve bütün bu şartlar altında şimdi tek tek ismini sayamayacağız önemli mevkilere gelmiş birçok kişi.

Şartlar böyleyken kar tatili yokmuş o zamanlar, şimdi ise az da kar yağsa tatil…