Anlamlı Bir Mezar Ziyareti

0
60
misafir kalemler, misafir kalem
misafir kalemler, misafir kalem

Gezmeye, yeni yerler görmeyi seven biriyim. Bu sene de askerden gelince gezmek için yine İstanbul’a gitmeyi düşündüm.

            Mayıs ayında İstanbul’da gezdim, bazı yakınların düğünlerine de katıldım.

            Daha önceki yıllardaki gezmelerimi de göz önüne getirirsem İstanbul’da gitmediğim tarihi yer kalmadı diyebilirim. Bu sefer ise tarihi yerlerden çok daha farklı bir yeri ziyaret ettim.

            Giresunlular, Göreleliler, Daylılılar ve bütün kemençe dinleyenlerin iyi tanıdığı bir ustanın mezarını ziyaret ettim: Piçoğlu Osman’ın.

            Eve geldiğimde ilk iş olarak Osman Gökçe’nin yani Piçoğlu Osman’ın hayatını araştırdım ve hakkında daha çok bilgi sahibi olmaya çalıştım.

            Araştırmaların hepsinde dönüp dolaşıp aynı kaynağa ulaştım. Seyfullah Çiçek tarafından yazılmış olan “Kemençenin  Ordinaryüsü Piçoğlu Osman” kitabı.

            Bu kitaptan öğrendiğim bilgilerin bir kısmını sizlere de aktarmak istedim.

            Osman Gökçe; 1901 yılında Görele’nin Daylı Köyü’nde doğmuş, kemençeci İsmail Efendi’nin oğluymuş ve bu nedenle de kemençeyle tanışması erken yaşta olmuş. Küçük yaşta babasını kaybedince de o yılların en ünlü kemençe üstadı Karaman Halil Ağa’nın (Kodalak) yanında keçi çobanlığı yapmış ve bu saye de kemençe çalmayı öğrenmiş.

            Peki “Piçoğlu” lakabı nereden geliyor?

            Bunun ilgi bir halk anlatısı var, lakabının da oradan geldiği söyleniyor. Anlatı şöyle;

            Ustası Karaman Halil Ağa, Osman’a bütün bildiklerini öğretmiş ama Tuzcuoğlu Horan Havası’nı öğretmemiştir. Osman ise öğrenmekte çok ısrarlıdır, ustası öğretmeyince bir plan yapar. Osman bir köprünün altında saklanacak arkadaşları Karaman Halil Ağa’ya köprüde Tuzcuoğlu Horan Havasını çaldıracak, Osman ise köprünün altında dinleyerek nasıl çalındığını öğrenecektir. Plan aynen uygulanır ve Osman Tuzcuoğlu Horan Havasını çalmayı öğrenir.

            Başka bir gün Şalaklı’da bir düğünde Osman, Halil Ağa’nın yanında bu havayı çalınca ustası kızar ve; “Ula ben sana her gaydayı öğrettim, bunu da mı çalacaktın piçoğlu piç!” diye küfreder. Bu olaydan sonra “Piçoğlu Osman” lakabıyla anılmaya başlar.

Sadi Yaver Ataman, “Halk ona Picoğlu’ diyor. Aslında Bicioğlu\ Bicoğlu  olması gerekir diye yazmaktadır. Bunu da Orta Asya Türklerinin oyun havalarına “Bi” ve oyuncuya da “Bico” dediklerine dayandırmaktadır. Nitekim, müstehcenlik taşıyan bu lakabın TRT ekran ve mikrofonlarından izahının güç olacağı düşünülerek: “Bicoğlu Osman” veya “Osman Bicioğlu’ndan alınan bir Giresun Türküsü…” şeklinde anons edildiği görülmektedir.

Bunun yanı sıra Colombia Plak Şirketi tarafından hazırlanan plak kayıtlarında ise “Piçoğlu Osman tarafından Giresun Karşılaması” şeklinde kendini anons etmektedir.

            İçkiyi çok kullandığı için siroz hastalığına yakalanır ve tedavi için İstanbul’a gitmesi gerekir. Gemi gelir ve Piçoğlu Osman’ı Görele’den alıp İstanbul yolculuğuna çıkar. Gemi Amasra- Zonguldak arasındayken şu an mezar taşında da yazan şu dörtlüğü söyler ve çok geçmeden son nefesini verir.

“Kestim parmacuğumu
Kanım akıyor kanım
Zonguldağın üstünde
Canım çıkıyor canım.”

Sirkeci limanında cenaze karşılanır ve buradan da Kulaksız’a götürülerek toprağa verilir.

Picoğlu Osmana Colombia Plak Şirketi’ne “Taş Plak” diye tabir edilen plaklardan dört adet yapmıştır. Plaklara okuduğu türküler: “Giresun Karşılaması  (Altunu Bozdurayım)”, “Irmağın Kenarında”, “Tamzara”, “Giresun Eşref Bey Sarkışı”, “Fadime”,”Trabzon İskele Kâhya Havası”, “Romiko”, “Trabzon Sıksara Horon Havası”dır. Bunlardan; “Giresun Karşılaması”, “Fadime”, “Geminin içineyim” ve “Eşref Bey Sarkışı” T.R.T. repertuarındadır.

Kemençenin Ordinaryüsü Piçoğlu Osman’ın hayatın bilgileri paylaştıktan sonra aynı isimli Seyfullah Çiçek’in kitabını da okumanızı tavsiye ederim.

Piçoğlu Osman’ın mezarı Kulaksız Mezarlığı’nda 10. adada yer alıyor. Karakol girişi olarak bilinen kapıdan girip mezarlığın içinde biraz ilerledikten sonra üzerine kemençe resmi çizilmiş, Karadeniz’in gelmiş geçmiş en ünlü kemençe üstadı Bicoğlu Osman ( Gökçe) yazılı mezar taşını göreceksiniz.

İstanbul’daki ulaşım kolaylıklarını da düşündüğümüzde tatilimizin bir günün büyük üstat Piçoğlu Osman’ın mezarını ziyaret için ayırmak çok da zor olmamalı.

Ben gittim, gördüm, mezarında Fatiha okudum. Bu vesileyle hakkında araştırma yapıp daha detaylı bilgilere de sahip oldum.

Darısı sizlerin başına…

Murat Öztürk

yukaribogali.gen.tr