Aganigi Naganigi

0
238
nihat öztürk, giresun, tirebolu, yukarı boğalı köyü
nihat öztürk, giresun, tirebolu, yukarı boğalı köyü

Bu başlık iç piyasada fındık tüketimini artırmaya yönelik bir reklamın en can alıcı söylemiydi. Uzun bir süre televizyonlarda gösterilmiş ve dillere düşmüştü.
Fındık tüketimini ne kadar artırdığını bilmemekle birlikte çok başarılı bir reklam kampanyası olduğunu söyleyebiliriz.
Gençler bu reklamı çok hatırlamasalar da orta yaşlılar ve daha üst yaşlıların çok iyi hatırlayacaklarından eminiz. Fındığın tanıtımıyla ilgili bundan daha etkili bir reklam sözü olamazdı. Bugün aynı reklam yeniden gösterilebilir.
Şimdi nerden çıktı bu ananigi naganigi muhabbeti diyebilirsiniz!
Trabzon’da günlük yayınlanan Karadeniz Gazetesi’nde 14 Aralık 2017 tarihinde Ayhan Akten’in bir yazısı yayınlandı. Ayhan Akten bu yazısında fındıkta iç tüketimin üzerinde duruyor ve yıllık en az 50.000 ton iç tüketim yapılmasını öneriyor.
Tamam da bu nasıl olacak? Bunları okuyunca aganigi naganigi aklımıza geldi.
Yeniden böyle bir kampanya mı başlatmak gerekiyor?
Toprak Mahsulleri Ofisi biraz sıkıntılı olsa da yaklaşık 135 bin ton fındık almayı başardı diyor Ayhan Akten. Serbest piyasada ise fiyatlar en fazla 10.50 TL ye çıkmış.
Basit bir oranlama yaparsak TMO 135 bin ton fındık aldığında piyasa 10.50 yi görmüşse 200 bin ton fındık alsaydı piyasa 15 i rahat geçerdi.
Keşke 200 bin ton fındık alsaydı Toprak Mahsulleri Ofisi.
Şunu hepimiz gözledik ki TMO bu yıl fındık alımında çok da gönüllü değildi. Geçmiş yıllarda gördüğümüz o atak halinden eser yoktu. Bazı bölgelerde varlığıyla yokluğu bile belli değildi.
Bunu, diğer ürünlerden feragat ederek kendi kaynaklarıyla fındık almasına bağlıyor Ayhan Akten ve TMO’nun elinde piyasaya yön verecek kadar fındık olduğuna işaret ediyor.
Ancak Ayhan Akten’in üzerinde durduğu en önemli etken iç ve dış tüketimin artırılması.
Bunun için de hem kamu hem de özel sektör fındık mamullerini ön plana çıkarmalı. TMO piyasan bu kadar fındık aldığı halde piyasada fiyatlar uçuşa geçmemişse bunun başka nedenleri olmalıymış.
Tüketimin artırılmasını büyük firmalar reklamlarla ve çeşitli kampanyalarla sağlıyorlar. Direkt veya dolaylı reklamlarla…
Mesela Sayın Cumhurbaşkanı “Bu enerjimi günde bir avuç fındık yemekle sağlıyorum” dese. Veya meydan konuşmalarından sonra halka küçük poşetler halinde fındık saçsa, konuklarına bolca fındık ikram etse…
Bir dönem Fındık Tanıtım Grubu’nun çok aktif olduğunu hatırlıyoruz, yeniden aynı hıza ulaşacak çalışmalar yapabilirler diye düşünüyor insan.
Bütün bunlar bir yana her şeyi siyasi iradeye bağlıyor Ayhan Akten.
Galiba işin özü de tam olarak bu. Biz ne dersek diyelim, ne önerirsek önerelim siyasi iradenin katkısı olmadan bu iş olmayacak gibi görünüyor.
“Siyasi irade fındığın önünü açsa 3 ayda sorun biter… Yeter ki fındığın önünü açsınlar” diyor Ayhan Akten.
Şimdi insanın aklına şu soru gelmiyor mu? Fındığın önünü siyasi irade mi tıkıyor?
Kast edilen bu değil belki ancak siyasi irade burada denilmek istenileni anlamış olmalı… Öyleyse açınız efendim fındığın önünü!
Biz de yazımızı Ayhan Akten’in kelimeleriyle tamamlıyoruz:
Hem devlet, hem üretici, hem tüketici bakın nasıl kazanıyor…
Bu kadar kolaysa bu işin formülü o zaman buyurun siyasi irade, irade sizde!
Ya da aganigi naganigi!